| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEElektric NewsSolar Energy newsÖNEMLİ LİNKLERGAZETELER |
Emniyet otomasyonu üzerine
Pilz Türkiye Genel Müdürü Yavuz ÇOPUR ile Emniyet otomasyonu üzerine konuştuk. 1948'den beri faaliyet gösteren Pilz Türkiye Genel Müdürü Yavuz ÇOPUR ile Emniyet otomasyonu üzerine konuştuk. 1-Kendinizden ve firmanızdan kısaca bahseder misiniz? Pilz 1948 yılında kurulmuş, sadece emniyet ve otomasyon konularında ürün, hizmet ve teknoloji üreten bir Alman şirketidir. 1.500’ün üzerinde çalışanının %25’ini AR-GE’de istihdam etmesi Pilz’in teknoloji şirketi olmasının ve sektör liderliğinin haklı göstergesidir. 25 ülkedeki şirketleri ve 5 kıtaya yayılan temsilcilikleriyle Pilz sanayiye emniyetli ve verimli, yenilikçi otomasyon çözümleri sunan global bir tedarikçidir. Üretiminin tamamını Avrupa’da, büyük bölümünü de Almanya’da gerçekleştiren Pilz’in Almanya dışında İsviçre, İtalya ve Fransa’da fabrikaları, İrlanda’da AR-GE üssü mevcuttur. Pilz, Türkiye’de 2002’ye kadar temsilcilik üzerinden faaliyet gösterirken bu tarihten sonra açtığı ofisleriyle Türkiye’ye doğrudan yatırım yapmıştır. Ben de 2006 yılının sonundan itibaren bu organizasyonun başında görev yapmaktayım.
2-Pilz ne tür ürünler üretiyor? Hangi sektörlere hitap ediyorsunuz? Emniyet otomasyonu ile ilgili akla gelen her türlü ürünü üretiyoruz. Makineyi insana benzetirsek, duyu organları (sensörler), beyin (kontrolör), kol ve bacaklar (aktüatörler) Pilz’in teknoloji geliştirme ve üretim gamında olan temel unsurlardır. Otomasyonun sanayi devrimi başlangıcından günümüze kadar gelişimine bakarsanız önceleri tek amacı hızlı üretmek olan otomasyon sayesinde günler saatlere, saatler dakikalara ve dakikalar saniyeye kadar indirilebildi. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası artan üretici sayısı ve üretim kapasiteleri yüzünden en az hız kadar önemli 2. bir konu keşfedildi: “Kalite” Zira kalitesiz üreten ürününü tekrar satamıyor, pazarda kalıcı olamıyordu. Bugün gelinen noktada artan insan değeri, sosyal sorumluluklar ve tedarik zincirinde kalıcı olabilmek adına “Emniyet” otomasyonun 3. ve vazgeçilemez saç ayağı haline gelmiştir. İşte bu noktadan bakıldığında “Emniyet” tüm sanayinin artık kaçınılmaz bir ihtiyacıdır ve biz her sektöre hitap ediyoruz. 3- Pazara sunduğunuz hizmetler var mı? Bu konuda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Ürünler kadar önemli olan bir diğer konu da hizmetlerimizdir. Trafikte emniyet kemeri takılmayan bir ülkede sanayiye emniyet çözümleri sunmak garip bir çelişkidir. Ancak ülkemizin global dünyadaki yarışta hak ettiği yeri alabilmesi için Emniyet ve Otomasyon Teknolojilerini öğrenmek ve uygulamak da son derece gerekli ve önemlidir. İşte bu bilinçle biz Türkiye’nin bugünkü bilinmezi emniyeti, bilinir hale getirmek için sürekli eğitim ve seminerler düzenliyor, yaptığımız her ziyarette firmalarımıza bu konularda bilgi veriyoruz. Amacımız en ileri ve güncel teknolojileri ve bilgiyi sanayimizin hizmetine sunabilmek olduğu için bu çalışmalara ayrıca önem veriyoruz. Hizmetlerin diğer önemli parçası da “Danışmanlık”. Yönetmelikler, Makine direktifleri ve CE şartları doğrultusunda verilen bu hizmet ile gerek makine üreticilerini gerekse son kullanıcı firmaları makine ve tesis riskleri açısından bilinçlendiriyoruz. Mevcut makine direktifi henüz sanayimiz tarafından sindirilememişken Aralık 2009’da yenilenecek olan makine direktifinin ne gibi ilaveler ve yükümlülükler getireceğini maalesef Türkiye’de bilen yok. Oysa Pilz bünyesinde barındırdığı bilim insanları ve uzmanlar sayesinde Avrupa’da bu konuda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına katkı sağlamaktan dolayı standartların geleceğini görebiliyor, standartların gelişimine etki edebiliyor, bunları etkileyecek teknolojiler geliştirebiliyor. Böylece Pilz standartlar hakkında önceden bilgi sahibi oluyor ve bu bilgiyi diğer ülkelerde faaliyet gösteren uluslar arası servis grubu üyeleriyle düzenli eğitimler yaparak paylaşıyor. Ekibimiz içinde 2 çalışanımız bu grubun üyesi olarak yeni makine direktifine ait eğitimlerini Aralık 2008 itibarıyla tamamladılar. Yani biz Aralık 2009’da devreye girecek yeni makine direktifine bir yıl önceden kendimizi hazırladık. Sıra müşterilerimizi bilgilendirmeye ve bilinçlendirmeye geldi. 4-Ülkemizde her sektörde olduğu gibi otomasyon sektöründe de dışa bağımlı olduğumuz bir gerçek. Sektörünüzdeki dışa bağımlılığı neye bağlıyorsunuz? Dışa bağımlılığı önlemek ve minimuma düşürmek için neler yapmamız gereklidir? Dışa bağımlılık sadece otomasyon sektörünün sorunu değil, otomotiv, makine, beyaz eşya gibi diğer lokomotif sektörlerin de temel problemidir. Bunun nedeni AR-GE’ye yatırım yapmadan üretim yapmaya çalışmamızdır. Sonuçta üreticilerimiz fasoncu olmuştur. Tıpkı tekstil sektöründe markaya yaratmaya para harcamayıp fasoncu kalan üreticiler gibi AR-GE yapmadan üretime devam eden sanayiciler de uzun vadede fasonculuk profillerini devam ettiremeyeceklerdir. Yani bugün tekstil sektörünün başına gelenler yakın gelecekte diğer sanayi fasoncularının da başına gelecektir. Çünkü artık fasonculuğun yeni adı Çin ve Hindistan olmaktadır! O halde ne yapmalıyız? Fasonculuk zihniyetinden vazgeçip kendimize vizyon koymalıyız. Maalesef kobilerimizin ve büyük şirketlerimizin çoğunun amacı olabilecek en kolay yoldan en az zahmetle para kazanmak veya günü kurtarmak. Bu kısır bakış açısından kurtulup yöneticilerin kendilerine dünyayı hedeflemeleri gerekiyor. Kafamızı kaldırıp yurtdışına bakmalıyız. “Kim ne yapıyor, hangi tekniklerle, nasıl verimlilikle üretim yapıyor, neleri bulmaya ve geliştirmeye çalışıyor, kimleri hedefliyor?” bunları gözlemeli ve kendimize buna göre doğru hedefler seçmeliyiz. Yani taklitçilik yerine kuralları koyucu, standartları belirleyici olmalıyız. Tabiî ki bu hedeflere ulaşmak için canla başla, özveriyle ve birbirine güvenerek çalışmamız da şart. 5-Türkiye'de son kullanıcılar ne kadar bilinçli? Ürün seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Maalesef emniyet konusunda sanayide genel bir bilinçsizlik var. Çünkü biz henüz emniyete yabancıyız. Emniyet otomasyonun bilinmeyeni. Hala emniyeti makineye ışık perdesi koymak sananlar var. Bu yanlışa ürün satma fırsatını kovalayan bazı tedarikçiler de maalesef çanak tutuyorlar. Kategori 2 röleleri kategori 3 diye satandan tutun da Işık perdesini kontaktöre, PLC’ye bağlamaya kadar tamamen yanlış birçok uygulama var. Sonuç tam bir kaos, makineyi emniyetli yapacakları yerde daha riskli ve verimsiz yapıyorlar! Çözüm üretiminde üç önemli nokta var: 1. Emniyetli hale getirilecek makineyi iyi tanımak ve buna ait standartları iyi bilmek, 2. Amaca uyan doğru ürünü seçmek, (hem emniyet hem otomasyon birlikte ele alınmalı) 3. Bu ürünü standartlara uygun şekilde monte etmek, devreye almak ve testlerini yapmak. Bizim görevimiz yılmadan usanmadan doğruları anlatmak. Doğrular ilave maliyet getirse de yok ettiği riskler ve sağladığı verimlilik bunu fazlasıyla karşılıyor. Biz emniyet konusuna satış kaygısıyla yaklaşmıyoruz, ürün satmak adına yanlışa alet olmuyoruz. Sonuçta emniyetin de bir maliyeti var ve eksik maliyetle emniyet olmuyor. Başlangıçta bizim tezimizi kabul etmeyenler ilerde kendileri bize başvuruyorlar çünkü sunduğumuz her çözüm doğru ve eksiksiz ve biz çözümlerimizi anlatarak, öğreterek ve bunlara sahip çıkarak müşterilerimizi tatmin ediyor, güvenlerini kazanıyoruz. 6-Sektörünüzde Türkiye pazarı cirosal ve adetsel bazda ne mertebededir? Firmanız pazarın neresinde ve gelecek dönemde ki hedefleriniz nelerdir?
Ciro ve adetlerden bahsetmek rekabet açısından doğru olmaz ancak şunu söylemek mümkündür ki özellikle Avrupa ve Amerika’da emniyet denilince akla gelen ilk marka Pilz’tir. Çünkü Pilz 60 yılı aşkın tecrübesini sadece bu konuya odaklamış dünyadaki yegane şirkettir. Bizim tek işimiz budur ve biz bu işin en iyisiyiz. Amacımız Pilz’in dünyadaki haklı şöhretini Türkiye’de de hak ettiği aynı noktaya taşımaktır. 7- Yaşanan global ekonomik kriz hakkındaki düşünceleriniz ve son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? Şu an özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomileri etkileyen bir kriz var. Ne zaman biteceği konusunda ekonomistler bile uzlaşamıyor ancak kesinlikle uzlaşılan nokta bu krizin de bir gün biteceği. Biz hesaplarımızı 2010 ve sonrasına göre yapıyoruz. Türkiye çok dinamik ve genç bir ülke ve biz Türkiye’nin gücüne inanıyoruz. Bu nedenle en yenilikçi ürünleri, en kapsamlı hizmetleri ve teknolojileri Türkiye’ye getirerek sanayimizi küresel yarışta bir adım önde tutmaya çalışıyoruz. İleride Türkiye için güzel günler bizi bekliyor. Teşekkür ediyorum… Bu söyleşi www.otomasyonhaber.net ve www.elektrikhaber.net siteleri için hazırlanmıştır. Kaynak gösterilerek kullanılabilir...
Bu haber 2381 defa okunmuştur.
|
HABER ARAKüresel HaberEN ÇOK OKUNANLAR
|
|||||||||
|
Sitemizdeki yazy, resim ve haberlerin her hakky saklydyr.
Yzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanylamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||