| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEElektric NewsSolar Energy newsÖNEMLİ LİNKLERGAZETELER |
Kriz nedir? Krizde neler yapmalı?
Atilla FİLİZ;Kriz nedir? Krizde neler yapmalı? Kriz nedir? Krizde neler yapmalı konusunda Eğitim ve Yönetim Danışmanı Atilla FİLİZ'e şunları sorduk...
-Kriz denildiğinde genel olarak ne anlamalıyız? -Kriz “bir kuruluşun bütününü, bütünlüğünü etkileme potansiyeli olan herhangi bir olay” olarak tanımlanıyor. Yunanca’da “karar” anlamına geliyor. Çince de ise tehlike ve fırsat sözcüklerinin birleşimi.. Bu günün gündemine oturan bu sözcük, eskilerde “sinir krizi” veya “kalp krizi” olarak bilinirdi. Sonraları “körfez krizi”, “ekonomik kriz”, “siyasi kriz”, “hükümet krizi” gibi kavramlarla karşımıza çıktı. Bu gün ise “küresel Kriz” ya da “global kriz” olarak karşımızda duruyor. Ne kadar mücadele edeceğiz belli değil herkes farklı yorum getiriyor. Yani tüm dünyayı ilgilendiren ve etkileyen bir kriz gündemimize yerleşmiştir. -Kriz ile Mücadele mi Kriz Yönetimi mi? -Kriz geldikten sonra onu yönetmek mücadele ile eş anlamlı ise krizi yönetirsiniz ama ben mücadele ile yönetimin aynı şey olmadığını düşünüyor ve Krizle mücadele edilir! Ancak, kriz riski varsa eğer, burada risk yönetiminden söz edilebilir diyorum. Kriz Yönetimi, kulağa daha hoş geliyor...Herhalde bu nedenle Kriz Yönetimi -Her firma ve kişi için “kriz” aynı mıdır ? -Kriz olgusunda herkesin üzerinde anlaştığı temel özellikler yoktur. Bir ülkede ortaya çıkan bir olgu kriz olarak nitelendirilirken, başka bir ülkede veya sektörde veya firmada aynı olgunun ortaya çıkması kriz olarak nitelendirilmeyebiliyor. Bazıları krizin derinliğinden söz ederken bazıları teğet geçti diyebiliyor. Bu, ülkenin gelişmişliği ile de ilgilidir. Aynı zamanda yönetimine de bağlı olduğunu söylenebilir. Biraz göreceli bir kavram Gelişmiş bir şirkette hiçbir etki yaratmayacak bir olay, gelişmekte olan küçük ölçekli sektörlerde (KOBİ’lerde) etkili ve olumsuz sonuçlar verebilir. Bu nedenle krizi yaratan olguların özelliklerine bakmak lazım, meydana gelen sonuçlar bakımından değerlendirilmesi daha akılcı bir yaklaşımdır. Krizlerde ortak özellik geniş kitleleri olumsuz yönde etkilemeleri ve bu etkilerinin uzunca bir dönem devam etmesidir. ![]() Atilla FİLİZ Eğitim ve Yönetim Danışmanı
-Kriz riskini yönetebilmek için nereden başlamalı ? -Krizleri aşabilmek için risklerinizi yönetmek, yönetebilmek için de bilmek gerekir. Herkesin bildiği bir söylemi burada tekrar edeceğim.“ölçmek bilmek, bilmek yönetmektir” Buradan krizin yönetilebilmesi için ölçülmesi , yorumlanması, değerlendirilmesi, ne şekil bir strateji izleneceğinin saptanması gerektiğini söylemek istiyorum. Bunun kolay olmadığı ve zorluğu ortadadır. Kriz oluştuktan sonra, etkilerini hesaplamak, tanımlamak, sonra da etki ve şiddetini azaltmanın çarelerini aramak … Bu bir kriz yönetimi midir? yoksa krizle mücadele etmek midir? Oysa kriz oluşmadan bunun risklerini hesaplamak, önlemlerini almak krizin meydana gelmesini önler ya da en azından şiddetini azaltır. Burada İki yaklaşım var; 1. Risk yönetimi, 2. Kriz yönetimi. Mücadele denilince krizlerle boğuşan; pasif nesne olmak anlamına geliyor. Oysa bunun yerine; riskleri yöneten, aktif özne olmak daha akılcı değil midir? Yani; Risk yönetimi yaklaşımı; önceden riskleri tespit edip, bunlara uygun önlemler geliştirmekle mümkündür ve bu yaklaşımın bedeli az, getirisi yüksektir. Kriz yönetimi yaklaşımında ise; sorunlar ve krizler ortaya çıktıktan sonra çare ve çözüm oluşturmaya çalışılmaktadır. Bu yaklaşımın bedeli ağırdır. -Dillerden düşmeyen “krizi fırsata dönüştürmek” diye bir söylem var. Ne demek bu?. -Her kriz içinde bir fırsatı barındırır. Kriz, Çince’de “tehlike” ve “fırsat” kelimelerinden meydana gelen bir sözcük olduğunu söylemiştik, dolayısıyla içinde fırsatı barındırıyor. Risk yönetimi ise, kriz yönetiminin önemli bir parçasıdır. Riskleri iyi tanırsak, önlem alırsak ve çözüm üretebilirsek; yani yönetebilirsek krizler fırsat olabilir İlginçtir ki buradaki fırsat kavramı bazıları tarafından farklı biçimde algılanmakta ve “global kriz” konusu bir araç olarak kullanılmaktadır. Kar eden, krizin etkisini henüz görmeyen kuruluşların bile işçi çıkarttıkları ve küresel krizin “bahane” olarak kullanıldığı görülmektedir. Global kriz bahanesiyle işçi çıkartmak, çıkartılmayanları da daha çok çalıştırmak, ücretleri indirmek ya da dondurmak, yani açıkça emeği ucuzlatmak için krizi bir fırsat olarak görmek hiç de etik olmayan tek taraflı çıkara dayalı bir fırsattır. Daha doğru bir ifade ile bu fırsat değil “fırsatçılıktır.” Kolay ve aldatıcı bir çözümdür. İşyerinde hem iş barışını hem de güveni tehlikeye sokar. Bu riske davetiye çıkartmak demektir. -Krizi olumlu anlamda fırsata dönüştürmeye örnek verebilir misiniz? -Kriz’in aynı zamanda “fırsat” olabildiği duruma en güzel örnek geçtiğimiz yıllarda ülke olarak yaşadığımız, kriz nedeniyle mal satamayan sanayicimizin dış pazarlara mal satabilmek için kalitesini iyileştirmesi, maliyetlerini düşürerek, rekabet edebilmeyi öğrenmesidir. Bunu başarması, krizin fırsata dönüştürülmesidir. Böyle zorlanmalar olmadan gelişim uzun zaman alacak iken krizleri iyi yöneten değişimci, lider yöneticiler bu fırsatı iyi kullanmış ve işletmelerini dış pazarlara açmayı başarmışlardır. Bir başka örnek de eğitim için “fırsat” olmasıdır. Krizlerde birçok sektörde işler yavaşlar çünkü, talep azalmaktadır. Zaten bu dönemlerde stok yapmak da akıllıca değil. Üretim azalınca insanları ne yapacaksınız? Boş oturtup maaş da veremezsiniz. Bu dönemde eğitime ağırlık verebilirsiniz. Eğitim firmalarından destek alarak bu durgun dönemdeki olumsuzluğu faydaya çevirebilirsiniz. -Sanayicilerin, işadamlarının krizde stok yapmayın önerisi var bir de… -Japonlar böyle yapıyor. Onlar sıfır stok dedikleri JIT sistemi ile çalıştıklarından krizlerde stoka üretim yapmıyorlar. Stoku israf olarak görüyorlar. Satışların düşük olduğu olağan dışı dönemlerde eğitim programlarına ağırlık veriyorlar. Durum normale döndüğünde ise eğitilmiş personelin verimi de yükseldiğinden daha verimli üretim yaparak geçmişin kayıplarını minimize ediyorlar. Bizde de kriz döneminde eğitimleri programlarına alanları görüyorum. Hatta Bursa da bir makine firmasına eğitime de gittim. Şirketin genel müdür yardımcısı şu ifadeyi kullanmıştı: “Kriz dönemi olmasaydı bu kadar sayıda mühendisi burada toplayamazdık” Yani kriz olmadığı zamanlarda bu kişiler hep yoğun oluyorlar, demeye getirdi. Böyle olunca da eğitime zaman ayıramadıklarını, söylemiş oldu. Kriz fırsatından eğitim yaparak yararlanmak iyi bir gelişmedir. -Bir eğitim uzmanı olarak krizin teğet geçmesini sağlayacak önlem reçeteleri verebilir misiniz ? -Krizlerde Nelere dikkat etmeli, Neler yapılmalı neler yapılmamalı? Krizle mücadeleye önce verimliliğinizi arttırmakla başlayabilirsiniz. Bu da krizi bir anlamda fırsata dönüştürmektir. Getirisi uzun vadede olan işlere daha ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Büyük yatırımları piyasalar sakinleşene kadar ertelemek nakit kaynağı bakımından önlemlidir. Masrafların belirlenmesi ve gereksiz olanlarda tasarruf şarttır. Stoksuz çalışmanın yol ve yöntemleri araştırılmalıdır. Bu mümkün değilse stokları minimum düzeyde tutmalıdır. Çünkü parayı envantere çevirmek kolaydır. Zor olan envanterin paraya döndürülmesidir. Aktifinizde, varsa satılabilecek atıl gayrimenkul veya stok varlıkların elden çıkartılması yolları araştırılmalıdır. Likidite sağlama adına, bazı sabit varlıkların satılıp,kiralama yolları aranmalıdır. Yüksek faiz ödemek yerine aktifleri gerekirse zararına elden çıkarmak daha kazançlı olabilir. Gerekiyorsa , geçici olarak üretim yavaşlatılabilir. Panik yok! Zira paniğe kapılmak alacağınız kararlarda sizi yanlışa götürür ve size zarar vereceğini asla aklınızdan çıkartmayın. Para kazanmayan veya zararı olan üretim tiplerinden diğer ürünlerin satışını kolaylaştırıyor düşüncesini bu dönemde terk edin. Bunların üretiminden vazgeçin Tanıtım faaliyetlerinize devam edin. Bunun için reklamlar ve diğer tanıtım olanaklarına hız verin. Pazar ve marka geliştirmek adına tanıtımınız için kaynak ayırmayı " masraf" olarak görmemek gerekir. Özellikle bu dönemlerde reklam ve ilanlar daha çok gereklidir. Çünkü bu dönemde en çok ihtiyacınız olan şey satmak ve nakit girişi sağlamaktır. Bu olmadan başaramazsınız. Ürünlerinizin satışı için yeni pazarlar, ülkeler araştırın. Her ne kadar bu global ya da küresel kriz deniyorsa da hayat devam ediyor. Ülkeler şirketler ihtiyaçlarını öyle veya böyle karşılayacaklar. Pazarlamasını iyi yapanlar ve verimliliği yüksek olanlar daha düşük maliyet ile rekabet gücü elde eder ve kendilerini koruyabilirler. Kredi kullanmanız zorunlu ise bu geliriniz ile aynı para biriminden olmasına dikkat edin. Var olan kredileri yeniden yapılandırma yollarını araştırın. Belirli vadeye yayılmaya çalışmak, borç vadelerini uzatma yolları araştırılmalıdır. Bu döneme hedef kitlenize yönelik ihtiyaçlar yönünde ürün geliştirme-yeni ürün /iş geliştirmeyi de düşünebilir gündeminize alabilirsiniz. Çalışanlarınıza karşı açık olun, onlara güven verin. Durumu açık ve dürüst bir şekilde anlatın onları bilgilendirin. Bilginin bir ihtiyaç olduğunu asla unutmayın. Bunu yapmazsanız fısıltı gazetesinin oluşmasına katlıda bulunup ve yanlış iletişimle durum daha da vahim hale gelmesine neden olabilirsiniz. Çalışanlarınızın da içinde olacağı bir öneri sistemi geliştirebilirsiniz. Onlardan daha verimli yararlanmaya ve onları şirketinizde tutmaya çalışmalısınız. Bunu yapabilirseniz, çalışanlarınızın şirkete bağlılıklarını artırır, gelecekte daha güçlü olursunuz. Rakiplerinizin neler yaptığı konusunda sistemli ve yoğun bir bilgi akışı ağı kurun ve değerlendirin. Dış Sosyal paydaşlar (tedarikçiler), iç sosyal paydaşlar (çalışanlarınız) ve müşterilerinizle iletişiminizi güçlendirmelisiniz. Faaliyet alanı içinde aralarında sinerji sağlayabilecek işletmeler ile verimlilik adına stratejik ortaklıklar veya şirket evlilikleri gibi, birleşme yolları veya verimlilik artırma adına birlikte hareket edebilme imkanları araştırılmalıdır. Stratejik birliktelikler yanında isletmeye finansal ortakların aranması da bir çare olabilir. Eğitimleri yoğunlaştırmalısınız. Yönetim gurularından Peter Drucker şöyle diyor: “İşler iyi gidiyorsa eğitimleri iki katına çıkartın, kötü gidiyorsa dört katına” Krizin etkilerine göre, planlar geliştirmek ve düzenli olarak yapılanları gözden geçirmek; çok çok nemlidir. Özetle dinamik olun, hızlı hareket edin, gerekiyorsa yeni iş süreçleri oluşturun.. Bu dönemde yılgınlık yerine, yeni fikirlere açık arayış içinde olmak azmini ve kararlılığını göstermek gerekiyor.… -Krizle birlikte anılan risk kavramını biraz açar mısınız ? -Günümüzde herkesin ortak düşüncesi belirsizliği yönetebilmek veya neden olacağı zararı en aza indirmektir. Bu bize şu sözü hatırlatıyor: “Yağmurun yağmasını engelleyemezsiniz, ama yanınızda semsiye taşıyarak ıslanmaktan korunabilirsiniz.” İngilizce kökenli olan ve dilimize “risk” olarak yerleşen bu sözcük ‘Zarar veya kayıp durumuna yol açabilecek bir olayın ortaya çıkma olasılığı’ anlamına geliyor. Tehlike ile eş anlamlı ve ileride ortaya çıkması beklenen, ama meydana gelip gelmeyeceği kesin olarak bilinmeyen olaylar için kullanılıyor. Gelecek ile ilgili bir kavram… Özetle risk kişinin sakınmak istediği zararın elemanıdır ve belirsizliği, şüpheyi, kayıp olasılığını ve zarar ihtimalini ifade eder. Tehlike ise, kurum ya da insanların zarar görmesi, yaralanması, hastalanması veya bunların bileşimi olabilecek zarar potansiyeli olan durumdur. Risk için, ‘bir belirsizlik halidir’ derken, her belirsiz durumun risk olarak nitelendirilemeyeceğini de belirtmemiz gerekir. Buradaki ayırım, belirsizliklerin hedefe giden yolda tehlike ile etkileşim düzeyidir. Risk yönetimi, belirsizlikleri ve belirsizliğin yaratacağı olumsuz etkileri daha kabul edilebilir düzeye indirgemeyi hedefleyen bir disiplindir. Risklerin probleme ya da tehlikeye dönüşmeden belirlenmesini ve en aza indirgenmesini, faaliyetlerinin planlanması ve yürütülmesini kapsar. Risk yönetiminin temel hedefi, karar verme mekanizmaları için riskleri görünür ve ölçülebilir hale getirmek, subjektifliği azaltmaktır. Bir kişinin, bir proje veya şirketin, hedeflerine ulaşma sürecindeki belirsizliklerin, tanımlanması, analizi ve etkilerinin değerlendirilmesidir. Sonuçta “uygun karşı planlar”ın oluşturulması riskin yönetilmesi demektir. -Risk Yönetimi nasıl yapılabilir ? Risk yönetimi planlama ile başlar. Plan herşeyin başıdır. Plan bir araç, planlama ise bu araca işlerlik kazandırılmasıdır. Riskleri tanımlamak, analiz etmek gerekir. Analiz sözcüğü, analitik metodlarla sebep-sonuç ilişkilerinin ortaya konmasını ifade ediyor. Bir olayı analiz etmek, olayı irdelemek değil. Analiz etmenin, bilimsel yöntemleri var. Analitik çalışmalar da istatistik yöntemlerle gerçeklemeyi ve genellemeyi gerektirir. Risk değerlendirme; şirketiniz ve de işyerinizde zarar verebilecek olası şeylerin neler olduğunun dikkatli bir şekilde incelenmesidir. Risk değerlendirme sonucunda risklere karşı yeterli önlemler alınıp alınmadığı, zararın önlenmesi için ilave ne gibi önlemler alınması gerektiği belirlenmiş olacaktır. Yetkisi olmayan kişilerin risk yönetmesi mümkün değildir. Planlama sırasında, risklerin oluşturacağı etkilerin, nasıl tolere edileceği de plana dahil edilmelidir. Riskleri doğru belirleyebilmek için planlardaki her faaliyetin sorgulanması gerekir. Sorgulanmayan faaliyetlerdeki riskler, tehlikenin ortaya çıkana kadar farkına varılmasını engellerler. Riskin bir de böyle bir yanı var; “geç kalma riski”. Demek oluyor ki önce "farkındalık” geliyor. Bir tehlikenin olduğunu fark edene kadar tehlike için hiçbir şey yapmazsınız. Risk Yönetimi konusunda kurumsal olarak yapılması gereken işler nelerdir ? Risk analizinde bir çok teknik kullanılmaktadır. En yaygın ve basit olan iki temel risk hesaplama yöntemi, nicel ve nitel yöntemlerdir. Risk hesaplama teknik ve biraz uzmanlık isteyen bir çalışmadır. İş hayatının bir kaçınılmazı olan kriz veya risk yönetimi, içinde birçok dinamikleri barındırır. Her an her şey değişebilmekte, olağanüstü dönemler her an olabilmektedir. Krizlere ilk tepki şaşkınlık iken, sonrasında piyasalarda durgunluk belirginleşir ve kontrol kaybedilmeye başlar. Eski yöntemler işe yaramaz, kaos yavaş yavaş egemenliğini kurmaktadır. Kriz öncesinde dikkat çekmeyen konular krizde insanları, piyasaları, şirketleri, hatta ülkeleri etkilemeye başlar. İnsanlar, altına, dövize olağanüstü yönelebilirler. Bir sözle borsa inebilir, döviz yükselebilir. Bunların hepsi krizlere hazırlıklı olunursa önlenebilir. Yani geleceği yönetmekle mümkündür. Bazı kurumlar proaktif olmayı, yani krizden önce krize hazırlanma yatırımlarını, getirisi hızlı olmadığı için masraf olarak nitelendirebilirler. Bu düşünceyi değiştirebilmek ve gelecek yönetimi yaklaşımına geçmek gerekir. Geleceği yönetebileceğine inanmayarak geçmişe ve bugüne odaklanan ya da klasik planlama yöntemleri ile krizle baş etmeye çalışanlar kriz yönetiminde ciddi sorunlar yaşayacaklardır. -Gelecek yönetimi ifadesi sanki falcılığı çağrıştırıyor gibi... -Gelecek yönetimi, geleceğin tahmininden değil, tasarımından geçmektedir Bu günden geleceği kestirmenin güçlüğü, geleceği tasarlamanın üstün bir özellik olarak algılanmasını sağlamıştır. Bu günü kurtarmak için gelecekten ödün vermek artık bu günün aklı başında ve öncü liderlerinin/yöneticilerinin gündeminde yeri yoktur.. “Geleceğin yöneticisi” tanımı da “ problemler çıkınca çözüm üretmeye çalışan kişi yerine, problemleri önceden tahmin ederek, zamanında önlem alabilecek yapıdaki kişidir” şeklinde biçimlenmiştir. -Krizden çıkış için; işe önce kendinizden başlamalısınız. hem insan kaynağınızı hem finans kaynaklarınızı iyi yönetmelisiniz. Verimliliğinizi artırmak birinci koşuldur. Bir de Ankara Ticaret Odası’nın. Yerli malı üzerine başlattığı anlamlı bir kampanya var “869’u al çocuğun işsiz kalmasın. 869 Türk Malının kodudur. Yerli Malı Kullan ki Türk Babaları işsiz kalmasın, Türk Ekonomisi güçlensin. Paramız bizde kalsın” diyor. Krizlerde yıkılmamak, Başı dik gezmek istiyorsak ATO’nun sesine kulak verelim ülkemiz ürünlerini kullanalım ki krizi daha " çabuk ve kolay aşalım… Bu söyleşi Kaynak Elektrik dergisi 2009 ocak sayısından alıntıdır… Bu haber 3612 defa okunmuştur.
|
HABER ARAKüresel HaberEN ÇOK OKUNANLAR
|
|||||||||
|
Sitemizdeki yazy, resim ve haberlerin her hakky saklydyr.
Yzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanylamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||