| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEElektric NewsSolar Energy newsÖNEMLİ LİNKLERGAZETELER |
Sermayenin El Değiştirmesi
23 Temmuz 2011, 14:09 Sermayenin El Değiştirmesi Önümüzdeki dönemde Avrupa ve ABD deki borç krizi nedeniyle dünyadaki risk alma iştahının azalması ve cari açığı yüksek gelişmekte olan ülkelerin başında gelmemiz ülkemize bir dönem para girişinde azalma olacağı beklentisi cari açığın finansmanında ekonomiyi soğutmaktan başka bir çare kalmadığını gösterdi. Bu soğutma başlarda munzam artışlarıyla sağlanmaya çalışıldı daha sonra potansiyel faiz arttırımlarının ertelenmesi suretiyle tl nin değer kaybettirilmesiyle ithalatı frenlenmesi ve başta tekstil gibi sektörlerde vergi artışlarına başlanmasıyla devam ediyor gibi gözüküyor. Seçimlerden önceki yazılarımdada ekonominin soğutulmasından başka çare olmadığını ve vergi arttırımlarınada gidilmesi gerektiğini belirtmiştim. Ben bunları yazarken hükümet kanadından seçimlerden sonra vergi artışları olmayacağına yönelik açıklamalar geliyordu.... Halbuki bir ekonomi soğutulmak isteniyorsa bu sadece para politikası araçlarıyla yapılmaz. Yapılsada tek başına yeterli olmaz. Mutlaka bunun Mali politika araçlarıda kullanılarak desteklenmesi gerekir. Tekstilde konfeksiyon ithalatına uygulanan vergi artışı bu konuda ilk sinyal ve başka sektörlerde daha bu gibi artışları görmemiz doğal olacak. Mali sıkılaştırmda eğer sene başından beri uygulanmaya başlasaydı şimdi çok daha makul bir cari açık oranı görüyor olacaktık. İthal ürünlerden kaynaklanan maliyet enflasyonu çekirdek enflasyonu yüksek tutmaya devam edecek. Hatta sene sonuna doğru çekirdek enflasyonun yüzde 6,5-7 seviyelerine ulaşmasını mümkün görüyorum. Ekonominin soğutulması bile enflasyonun yükselmesini önleyemeyecektir. Çünkü enflasyon talep kaynaklı değil maliyet kaynaklıdır. Bu da ekonomi bir yandan durgunluğa girerken bir yandanda enflasyondaki artışı beraberinde görmemizi sağlayabilecek. Aslında Merkez bankalarının asli görevi fiyat istikrarını korumak ama ülkede cari açığı ve reel faiz vermemeyi daha fazla önemseyen bir hükümet varsa öncelikler şaşıyor tabi. Gerçi cari açığımızın durumunun çok kötü olmasından dolayı enflasyonun cari açığa kurban edilmesini belki biraz anlayabiliriz. Ama bu kadar yüksek cari açık veren bir ülkenin reel faize karşı olmasını sanırım kimse anlamayacaktır. Ekonominin soğutulması IMF inde geçenlerde açıkladığı gibi ekonominin seneye çok daha düşük oranda büyümesinide beraberinde getireceği aşikar. Zaten bu normal olmayan büyüme oranının makul seviyelere gelmesi aslında olumlu. Ama eğer bu Avrupadaki borç krizi böyle devam ederse cari açıktaki problem alınan bu önlemlere rağmen ne kadar düşebileceği soru işareti... Çünkü ihracatımızın çoğunu şu an büyüyemeyen ve krizle uğraşan EURO bölgesine yapıyoruz ve Libya ve Suriyeye olan ihracattada darbe almış durumdayız... Piyasalara gelince, zaten yabancı yatırımcının piyasalarımızdan sene başında çıkabildiği kadar çıktığını ve hala bu malları şimdiki düşük seviyelerden bile yerine koyma konusunda acele etmediğini görüyoruz. Bu da bir süre daha bekle gör seviyesinde kalınması gerektiğini söylüyor bizlere. Bu süreçte daha önceki yazılarımdada belirttiğim gibi kurlar yine güçlü olacak. Orta vadeli programı ve Cari açığa yönelik atılacak yeni adımları ve bunların yeterli olup olamayacağıda bu süreçte belirleyici olacak. Bir yandanda gözler Avrupa borç krizindeki gelişmelerde olacak. Avrupadaki bu borç krizi aslında mücadele edilemeyecek bir kriz değil ama ülkeler arasında konsersüs çok başlılık nedeniyle zamanında ve yeterli ölçüde alınamayabiliyor. Bu da krizin dahada ağırlaşmasına yol açıyor. Ancak ülkelerin zor duruma düşmesi bunların tahvillerini ellerinde bulunduran Avrupanın güçlü ülkelerinin bankalarınıda zor durumda bırakan domino etkisiyle bir şekilde çözümde bulunulmasını gerektiriyor. Sonuçta gerek daha fazla faizle borç öteleyerek gerekse özelleştirmeler yoluyla değerinin altında alınabilecek gayrimenkul ve sanayi kuruluşları ve borç karşılığında taahüt edilen kemer sıkma politikaları, borçlu ülkelerin bir yandan bağımsızlıklarını kaybedip zayıfllamasına yol açarken aslında güçlü ülkeler dahada zenginleşmiş olacaklar. Hal böyle iken neden acele etsinlerki öyle değilmi... Aslında bu krizlerin, senelerce silah satma amacıyla iç karışıklıklar çıkartılılan ve komşu ülkeyle savaştırılan yada suni gerginlikler yaratılarak silahlandırılması suretiyle ekonomileri zayıf düşürülen ülkelerin daha sonra bağımsızlıklıklarını kaybetmelerinin hatta bölünmelerinin son perdesi olduğunu gösteriyor bizlere.. Bu durumda aslında dünyadaki en büyük mücadelenin sermayenin ele geçirimesi ve büyük ellerde toplanması uğruna verildiğini söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Çevremizde olan bitene birde bu pencereden bakmak gerekiyor... Bu haber 856 defa okunmuştur.
|
HABER ARAKüresel HaberEN ÇOK OKUNANLAR
|
|||||||||
|
Sitemizdeki yazy, resim ve haberlerin her hakky saklydyr.
Yzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanylamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||