| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEElektric NewsSolar Energy newsÖNEMLİ LİNKLERGAZETELER |
Türkiye'nin cari açık sorunu vardır
02 Ağustos 2011, 04:20 Türkiye’nin cari açık sorunu vardır. Türkiyenin Cari açık problemi vardır. Bunu yok varsaymak gerçek dışıdır. Hatta uzun sürelerden beri cari açık verdiğimiz için kronikleşmiş bir Cari açığımız var demek daha doğru olur. Ülkemiz cari açık finanse edildikçe problem olmaz mantığıyla sürdürülebilir bir hale sokulmuştur. Hiçbir iktisat kitabı Cari açık sürdürülebilir bir şeydir demez. Sürdürülebilir olması istenen Büyüme oranıdır. Ancak büyümeyi sürdürülebilir yapmak için cari açık vermek sağlıklı bir durum değildir. Marifette değildir. Cari açığımızın büyük olmasının temelinde dış ticaret açığımız yatmaktadır. Dış ticaret açığımızın temelinde ise enerji ithalatımızın çok yüksek olmasından kaynaklanmaktadır. Petrolü ve doğalgazı olmayan yada çıkaramayan bir ülkenin bir B planın olması gerekmektedir. Bu B planı Avrupa ülkelerinde zamanında Nükleer enerjiye geçilerek halledilmiştir. Fransanın ne zengin petrol kaynakları ne de doğalgaz kaynakları vardır. Ama enerjide dışa bağımlı değildir. Çünkü enerji ihtiyacının yüzde 70 ini Nükleer santrallerinden sağlamaktadır. Böylelikle enerjide dışa bağımlı olmaktan hemde dış ticaret dengesini bozmaktan korunabilmiştir. Cari açığımızın yüksek olması ekonomimizi hep kırılgan yapmaktadır malesef. Çünkü açığın finansmanında hep sermaye girişlerine muhtaç olmamızı gerektirmektedir. Ama dünyada risk alma iştahı her zaman çeşitli nedenlerle herzaman yüksek olmaz. Ülkenin içsel riskleride zaman zaman dalgalanmalar gösterebilir. Bu durumda yabancı sermaye açısından en uzak durulması gereken ülkeler hep cari açığı yüksek olan ülkeler olmuştur. Ülkenin sermaye girişlerine herzaman bağımlı olması, çeşitli tavizler vermeyide beraberinde getirebilir krizlerle karşılaşmamak için. Dolayısıyla bir bağımsızlık sorunuda yaratabilir. Ülkeye doğrudan sermaye girişleri Cari açığı ferahlatır ancak bitirmeye tek başına yetmeyebilir. Bunun için nasılsa doğrudan yatırım geliyor ülkenin cari açık problemi yok demekde yanlıştır. Yapılan doğrudan yatırımın mahiyeti çok daha önemlidir. Örneğin yabancı bir firma ülkemizde araba üretecekse ama arabanın parçalarının tamamına yakını dışardan ithal edilecekse bunun dış ticaret açığına faydası az olacaktır. Ne zaman ihracatımız artsa ithalatımızın daha fazla artmasının bir nedenide budur. Çin şu an bizimle beraber dünyada en yüksek büyüme oranına sahip ülkedir. Cari açıklamı bunu başarmaktadır. Cari açık vererekmi süper güç olmuştur. Hayır... Çin ucuz maliyet sebebiyle bir çok Avrupalı üreticileri kendisine yatırım yapmaya çekerken, üretilen bu ürünlerin birebir kopyasının çok daha ucuza üretebilecek teknolojiyede sahiptir. Bizim ise daha kendimize ait arabamız hatta yerli üretim bir cep telefonumuz dahi yoktur. Bizdeki cari açık sorunu bu yüzden yapısal bir sorundur. Cari açığı sıcak portföy yatırımlarıyla finanse etmek ve finanse edildiği sürece problem değil demek hastayı sürekli serumla ayakta tutmaya çalışmak gibi bir yanlış tutumdur. Bu tutum hastalığı bitirmez. Hastalıktan kurtulmanın yolu onunla mücadeleden geçer. Mesela, 2010 yılındaki 49 milyar dolarlık cari açık rakamının 13,5 milyar dolarlık kısmı motorlu kara taşıtları alımından oluşuyorsa neden lüks taşıt ithalatında verginin yükseltilmesi düşünülmez acaba... Çözümü Nükleer Enerjiye geçiş, Yenilenebilir Enerjiye geçiş ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimine geçiş gibi yapısal reformlarda yatmaktadır. Hammeddeyi ham olarak değilde işleyip yüksek katma değerli bir ürün haline getirip satmalıyız. Örneğin bor u hammedde olarak değil işleyip çok değerli bir mamul yada yarı mamül olarak ihracatını gerçekleştirmemiz gerekiyor. Sanayimiz ara malı üretimine ağırlık vermeli, yüksek ara malı ithalatının önüne geçmeliyiz. Öte yandan dünyada ikame edilmesi zor markalar yaratmak zorundasınız. Üstelik bunu katma değeri yüksek ürünlerde yapmak zorundasınız. Ülkemizin daha katma değeri yüksek ürünlerde bir markası bile yoktur. Tekstilde son yıllarda markalaşma yolunda güzel adımlar atılmaktadır. Ancak on yıla yakın bir zamandır artan maliyetlere rağmen kurların yerinde saymasının faturasını en çok Denizli ve Bursadaki Tekstil üreticileri kapılarına kilit vurarak ödemiştir. Yapısal reformlar yapılmadıkça, ülkemize sermaye girişleri arttığında Cari açık riski belki risk olmaktan bir süre daha çıkacaktır ama bu durum Cari açığın ekonomimiz için yapısal bir yanlışlığın ürünü olduğunu ve ilerde tekrar bu sorunla yüz yüze gelebileceğimiz gerçeğini değiştirmeyecektir. Bu haber 1078 defa okunmuştur.
|
HABER ARAKüresel HaberEN ÇOK OKUNANLAR
|
|||||||||
|
Sitemizdeki yazy, resim ve haberlerin her hakky saklydyr.
Yzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanylamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||