| |||||||||||
| |||||||||||
GOOGLE TRANSLATEElektric NewsSolar Energy newsÖNEMLİ LİNKLERGAZETELER |
Cari Açıkta İhmal ve Yanlış Politikalar
17 Kasım 2011, 22:12 Cari Açıkta İhmal ve Yanlış Politikalar Cari işlemler Eylül’de 6,8 milyar $ açık verdi ve bir önceki aya göre yükseliş kaydetti (Ağustos: 4,1 milyar $). TCMB son enflasyon raporunda Temmuz’da başlayan cari işlemler açığındaki düşüş eğiliminin Eylül’de geçici olarak duraksayacağını belirtmişti. Ocak-Eylül döneminde cari açık rakamı 61 milyar $’a ulaştı. Evet Eylül de cari açık duraksamadı çünkü biz dört beş ay önce faiz arttırmamız gerekiyorken faiz indirdik. O dönem enflasyondaki ve cari açıktaki kötü gidişatı görüp faiz arttırımını savunanlar ise faiz lobicisi ilan edildi. Bir şekilde piyasanın soğutulması gerekiyordu ve bunu yapmanın en güçlü yolu faiz arttırımıydı. Ama TCMB faiz indirdi. İç piyasayı canlı tutmak her zaman ithalatı ve cari çığı arttıtıcı etki yaptığı çok iyi biliniyordu halbuki. Ve bugün cari açıktada enflasyondada başarılı olunamadığını hep beraber görüyoruz. Bizim cari açığımızın en büyük nedeni yıllık 50 milyar dolara dayanan enerji ithalatımızdır. Yani toplam dış ticaret açığımızın yarısından fazlasını teşkil eder. Yani bir ülkenin petrolü yada doğalgazı yoksa yada çıkartılamıyorsa bunun mutlaka alternatif enerji kaynaklarıyla en azından önemli bir kısmının kapatılması gerekiyordu. Eğer 15-20 sene evvel Nükleer enerji yatırımları yapılabilseydi şimdi cari açık diye bir derdimiz olmayacaktı kuşkusuz. Avrupada da çoğu ülkede petrol yada doğalgaz yok. Zaten olmaması ayıp değil de buna karşı birşey yapmamak ayıp. Onlar Nükleer enerjiye geçerek bu sorunu halletmişler. Petrol ve doğalgaza göre çok üstelik çok daha ucuza bu enerji ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Evet doğalgaz da petrolde alıyorlar ama kimseye muhtaç değiller. Yarın Rusya vanayı kapatsa ne yaparız diye bir dertleri yok. Ekonomilerindeki bu bağımsızlık siyasetlerinede olumlu yansıyor tabi. Ya biz.? Nükleer enerji konusunda hiçbirşey yapmamışız. Bize hep bunların çevreye ne kadar zarar verildiği anlatılmış. Bunun yanında yüksek kurulum maliyeti hep caydırıcı bir unsur olarak öne sürülmüş. Kendini 4-5 senede amorti edebilen bu yatırımın bizim cari açığımızı neredeyse kökten bitirebileceği hep gözardı edilmiş. Bundan daha önemli olan cari açığı finanse etmek için sürekli sıcak paraya olan ihtiyacımızı ve bu uğurda verilen reel faizlerin sonunu getirebileceğinide kimse düşünmemiş. Sıcak parayı çekme uğruna değerli tutulan TL yüzünden baskılanan kurlar ithalatı özendirirken cari açığın büyümesinde büyük etken olmaktadır. Bunun yerine paraları bol bol doğalgaz alım anlaşmaları imzalayarak oralara yatırmışız. Kendi ülkemizdeki Altını bile çevreye zarar verme endişeleriyle çıkartamazken sözde çevreci gözüken herbiri birden fazla nükleer satrallere sahip ülkelerden bol bol kombi ithal etmişiz. Nihayet son dönemde Nükleer enerji ve Yenilenebilir enerji konusunda geç kalınmış dahi olsa adımların atılmaya başlandığını görüyoruz. Ülkemiz Güneş ve Rüzgar enerjisi konusunda çoğu Avrupa ülkesine göre daha şanslı durumdadır. Yüksek linyit rezervlerimizi kullanarak doğalgaz yerine linyitten elektirik enerjisi üretimine pekala yönelebiliriz. Peki Rusyanın, İranın petrolü yok doğalgazı yokmuda Nükleer Enerjiye yönelmişler. Tabili hayır...Aksine bu yönden çok zengin olduklarını biliyoruz. O zaman neden Nükleer enerji? Bu ülkeler Nükleer santrallerinden kendileri için enerji ihtiyaçlarını çok daha ucuza karşılarken, petrol ve doğalgaz zenginliklerinide bizim gibi ülkeler satarak büyük kazançlar sağlıyorlar. Ekonomilerindeki bu bağımsızlık siyasi kararlarınada yansıyor. Geçenlerde Bakan Yıldız yaptığı açıklamada “3 yıllık doğalgaz ithalatına harcadığımız paraya 4 ünite santral açılabiliyor” açıklaması gerçekleri göz önüne sermektedir. Buna rağmen dünyada 450 civarında olduğu sanılan Nükleer Santrallerin biri hariç hepsi batı ülkelerinde bulunuyor. Doğuda sadece Pakistanda bir adet Nükleer santral mevcut onunda başına el kaide bahanesiyle gelmeyen kalmadı. Nükleer santraller ekonomik bağımsızlık sağlamasının yanında nükleer silah yapımınında önünü açtığı bahanesiyle müslüman ülkelerde pek olması istenmiyor. Bilindiği gibi İran a da bu konuda oldukça yoğun bir baskıda söz konusu. Öte yandan yabancı dev şirketlerin ülkemize kurdukları fabrikalara yaşasın işte doğrudan sermaye geliyor diye sevinmişiz ama burada üretilen ürünün parçalarının tamamının dışardan gelmesine karşı ithal ikamesini geliştirememiş, bu yönde yapılması gereken anlaşmalarda zayıf kalmışız. Bu yüzden ihracatımız ne zaman artsa ithalatımız çok daha fazla artmakta, cari açığımda kalıcı bir düzelme gerçekleşememektedir. Özelleştirmeleri yapmışız ama gelirler borç faiz ve anapara ödemelerine gitmiş. Karlı kitleride sattığımız için bütçemiz hem gelir kaybına uğramış hemde bu şirketleri alan yabancıların karları yurtdışına götürebilir hale gelmiş. Tıpkı şu sıralar çıkartılması düşünülen mütekabiliyet yasasından sonra olacaklar gibi. Yabancı bireysel yatırımcılarada gayrimenkul satışının önünü açacak olan mütekabiliyet yasası ülkemize başlangıçta para girişi sağlarken bu gelir sermaye hareketleri bölümünde yer alacağı için cari açığa bir fayda sağlamayacak. Ancak açığın finansmanında geçici olarak bizi mutlu edecek yine günü kurtaracağız. Üstelik yabancılar bu gayrimenkul alımları karşılığında elde edecekleri kira gelirlerinide istedikleri gibi yurtdışına götürebilecekleri için zamanla cari açık açısından daha olumsuz bir durum oluşacaktır. twitter@bbgunder Bu haber 487 defa okunmuştur.
|
HABER ARAKüresel HaberEN ÇOK OKUNANLAR
|
|||||||||
|
Sitemizdeki yazy, resim ve haberlerin her hakky saklydyr.
Yzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanylamaz. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||