KAPAT
Otomasyon,Haber,News,Automation Turkey,Proses
ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE İLETİŞİM
22 Mayıs 2012 Salı
Kisa Yazi02 Mayys 2012

GOOGLE TRANSLATE

Elektric News

Solar Energy news

GAZETELER



Medya,Cari Açık ve TCMB

B.Bertan Günder

06 Aralık 2011, 20:05

B.Bertan Günder

Medya,Cari Açık ve TCMB

Cari açık sorunu adına onlarca yazı yazdım artık bunları sanırım toparlamanın vakti geldi. Bu soruna ilişkin aşağıdaki tespitleri yapmak sanırım yanlış olmayacaktır.

 

Birincisi ülkemizde cari açık yapısal bir sorun ve geçmişte ekonomimiz cari açık verecek şekilde kurgulanmıştır. Adeta bizi bir tüketim toplumu haline getirmişler.

İkincisi bu durumdan kurtulmak için bir kaç sene öncesine kadar yapılması gereken yapısal reformlar neredeyse hiç yapılamamıştır. ( Son dönemde bizi cari açığın en büyük nedeni olan yüksek enerji itajhalatından kurtarabilecek Nükleer enerji ve Yenilenebilir enerji yatırımları ülke ekonomimiz için geç kalmış çok önemli atılımlardır.)

 

Bunu gölgelemek içinde özellikle ülkemize para girişi olduğu dönemlerde “ cari açık finanse edildiği sürece sorun olmaz” yada “ cari açık sayesinde büyüyoruz ne güzel işte” gibi yönlendirmelerin ve enerji yatırımlarına ilişkin çevreci baskılarının arttığını görüyoruz.

Oysaki Cari Açık büyümede amaçlandığı gibi hiçbir zaman sürdürülebilir olması amaçlanamaz hiçbir iktisat kitabında böyle bir şey yer alamaz. Ancak ülkemiz uzun zamanlardır cari açık verdirilerek adeta sürdürülebilir hale sokulmuştur.

 

TCMB nin bu seneki Tüfe hedefi yüzde 5,5 idi. Merkez Bankalarının asli görevi ise fiyat istikrarıdır. Kasım ayı itibariyle tüfe yüzde 9,5 yılsonu itibariyle 10,5 seviyeleri civarında oluşacak. Enflasyon hedeflemesi yapıldığı söylenmesine rağmen neredeyse gerçekleşen hedeflenenin iki katına çıkmış durumda. Şimdi bu duruma siz başarılı olunmuş diyebilirmisiniz.

 

Ama medyada Merkez bankasını başarılı olduğuna ilişkin bir sürü yorum bulmakta mümkündür.

Oysaki görünen o ki ya konulan hedef yanlış yada hedefe ulaşmak için uygulanan para politikaları yanlış. Bende bu yanlışlıkları bundan önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım.

Peki ama neden enflasyon hedefleri hep bu kadar düşük? Bu sene bu kadar büyük bir sapma varken neden önümüzdeki sene hedef  biraz daha inandırıcı olsun diye daha yukarıda belirlenmezde yine yüzde 5,5 seviyeleri hedef gösterilir acaba.

 

Biliyoruzki önümüzdeki yıl ekonomiye yönelik tüm projeksiyonlar bu enflasyon hedefi baz alınarak yapılıyor. Ücret zammıda TCMB nin enflasyon hedefine göre veriliyor. Daha sonra fark olursa bunlar enflasyon farkı olarak çalışan ve emeklilere veriliyor. Ve ne gariptirki geçmiş yıllarada baktığımızda TCMB nin hedefini tam olarak tutturduğu çok istisnai bir durum.

 

Ama cari açığın bu şekilde kurgulanmasında geçmiş hükümetlerin yanlış politikaların bir sonucu olduğunu ve Merkez bankalarının bu konuda hiçbir ihmali olmadığıda bir gerçek. Çünkü bu sapmanın oluşmasında cari açıktaki yapısal sorunun çok etkili olduğunu görüyoruz. Cari açık yüzünden dışardan gelecek paraya o kadar muhtacızki ne zaman bu kesintiye uğrasa TL hızla değer kaybetmeye başlıyor ve TCMB enflasyonu ve finans ve reel sektörün döviz açık porzisyonlarını zor durumda bırakmamak için istemeye istemeye piyasalara dolar satarak müdahale edip faiz silahını çekmek zorunda kalıyor. Yurdışındaki kriz büyük boyutlara varırsada bu tedbirlerde bir noktadan sonra işe yaramıyor ve krize giriyoruz.

 

Yurtdışında likiditenin bol ve risk alma iştahının arttığı dönemlerde hızlı büyümemizin verilen reel faizinde cazibesiyle hızla ülkeye giren yabancı para TL nin aşırı olarak değerlenmesine yol açıyor. Bu durumu ihracatçıların feryatlarına rağmen TCMB o kadar olumsuz karşılamıyor ve bu kadar agresif olarak piyasalara müdahale etmiyor. Çünkü TL değer kazandığı için enflasyonda düşük seyrediyor ve ekonomide hızlı büyüdüğü için her yerden ekonomimizin ne kadarda iyi ve güçlü olduğu yönünde yorumlar alıyoruz.

 

Ancak bu durum Cari açıktaki yapısal sorun nedeniyle zamanla Dış Ticaret Açığının ithalat lehine açılmasına yok açıyor. Düşük seyreden kurlar ithalatı özendirirken biz medyada ihracatın yeni rekorlar kırdığını okuyoruz. Evet belki ihracat yeni rekorlar kırıyor ama ithalatın ihracattan daha fazla arttığı hep göz ardı ediliyor malesef. En büyük ihraç kalemlerinde bile ithalata mahkum olmamızın yanında, sebze ve meyve ihracatımızda önemli paya sahip Rusyayı, Suriye ile ilişkin uygulanan politikalardan dolayı kaybetmiş olmamız pek fazla gündeme getirilmiyor.

 

Örneğin, ihracatımızın lokomotifi Otomotive bir bakalım. Geçen yıl Ocak-Ekim döneminde 1 milyar 383 milyon dış ticaret fazlası veren otomotiv sanayisi bu yıl aynı dönemde 1 milyar 27 milyon dolar açık vermiş durumda. Otomotiv Sanaii Derneğinin Türkiye İhracatçılar Meclisi ve Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre hazırladığı dış ticaret raporuna göre bu yıl, Ocak-Ekim döneminde otomotiv sanayinin 14 milyar 151 milyon dolar ithalatına karşılık, 13 milyar 124 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

OSD nin raporunda azalan ihracata karşılık, ( kanımca yanlış yapılan faiz indirimi neticesinde) gelişen iç talep ile artan motorlu araç ithalatının Dış Ticaret Açığını arttırdığının altı çizildi.

Bu haber 315 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Küresel Haber

ANKET

Sitemize Nasil Ulastiniz




Tüm Anketler

Sitemizdeki yazy, resim ve haberlerin her hakky saklydyr. Yzinsiz,kaynak gösterilmeden kullanylamaz.
RSS Kaynağı | Yazar Girişi | Yazarlık Başvurusu

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi